ESKİ BİR OSMANLI DEYİŞİNİN ÖĞRETTİKLERİ

15.08.2019

İngiltere’yi üzerinde güneş batmayan imparatorluk yapan değerlere atıfta bulunan ve coğrafyamızda yaşananlar tecrübeler sonrasında söylenen bu sözün temelinde İngiliz gelenekleri,  ticareti, diplomasisi ve istihbaratı yatar. Durup dururken bu söz nereden mi aklıma geldi? Anlatayım, geçen gün Beyoğlu’nun meyhaneleri ile ünlü Asmalımescit sokağında yürürken Asmalımescit apartmanı, daha doğrusu apartmanın kapasına asılmış “İstanbul’un en uzun ömürlü günlük gazetesi LEVANT HERALD 1856-1914 bu binada yayımlandı.” plaketi oldu. Adeta bir blog yazsısı kendi ayakları ile çıkıp gelmişti.

Kırım Harbi (1853-56) sonrası, Ruslar o meşhur sıcak denizlere ulaşma politikaları çerçevesinde Orta Asya’da etkinlik göstermeye başlar. Adım adım İngiltere’nin en güçlü sömürgesi Hindistan’a doğru yaklaşılır. ve ufukta bir tehdit belirir. Durumdan rahatsız olan İngiltere’nin hem diplomatik olarak, hem de istihbarati olarak bir takım tedbirler alması kaçınılmaz olur. Tüm dünyanın dikkatini Rus yayılmacılığına çekerken, içerde olup bitenleri de gözlemlemek için en ideal yol bir gazete çıkarmaktır.

O günlerde “The Times” gazetesinin İstanbul’daki muhabiri Edgar Whateker gelir akıllarına. Kendisinden İngiltere’nin mali desteği ile İstanbul’da İngilizce yayınlanacak günlük bir gazete çıkarması istenir. Gazete farklı zamanlarda Türkistan’a gitmeleri sağlanacak seyyahların, misyonerlerin, haritacıların ve batılı gezginlerin seyahatlerine ilişkin notları (raporları) yayınlayacaktır. Bu raporlar İngiliz hükümetine politika belirlemede yardımcı olurken, İngiliz sermayedarlarına, tüccarlarına da yol gösterecektir.

Gazete kendini önce mualif olarak konumlandırır. Bab-ı Ali’nin şimşeklerini üzerine çeker. Uzun süreli kapatılmalar yaşar. Aslında bu bir yöntemdir. Sonrası iplik söküğü gibi gelir. Gazete yayın politikasını yumuşatarak hem İstanbul’daki faaliyetlerini kesintisiz sürdürür, hem de Osmanlı Hükümeti’nin maddi desteğini alır. Bu politika o denli etkili olur ki, Edgar Whateker aba altından sopa göstererek maddi desteği sürdürürken, İstanbul İngiliz hükümeti kontrolündeki bir gazete ile Rusya karşıtı diplomasinin, istihbaratın merkezi haline gelir. 

Kim bilir belki de bu politika en başta söylediğim “Annenle baban kavga etti ise müsebbibi İngiliz’dir” sözünün çıkış noktası olmuştur. Şimdi gel de, İstanbul’un her sokağında, her binasında bir tarih saklıdır tezini şiddetle savunma.
 

Oğuz Otay

Oğuz Otay

Geziyoruz; öğreniyoruz ve eğleniyoruz...

devamı

Yorum Yaz

CAPTCHA code