HİCAP VE İCAP : SADAKA TAŞLARI

24.12.2018

HİCAP VE İCAP (*) : SADAKA TAŞLARI

Sizce hangisi daha zor,  sadakaya muhtaç olmak mı, yoksa insan onuruna kıymet veren biri olarak fakru zaruret içindekilere sadaka vermek mi? Biri almaktan mahcubiyet duyarken, diğeri de bahşetmenin getirdiği kibire kapılmaktan korkar. Buna çaredir Sadaka Taşları.

İlk defa bundan 10 sene önce bir dost meclisinde duymustum bu tabiri. Kimler yoktu ki o mecliste, tanburu ve derin müzik bilgisi ile tanınan bir gazeteci ağabeyim, onun yakın dostu iki kıymetli ve aynı zamanda medyatik akademisyen ve hepimizin saygı duyduğu mevlevi bir büyüğümüz. Önce bu tabiri ilk defa duyduğuma inanamadılar. Sonra muhabbet muhabeti açtı. Bu asırlık bir gelenektir dedi biri. Camilerin bahçelerinde, mezarlıklarda, çeşme yanlarında, yolların kesiştiği işlek yerlerde olur dedi içlerinden biri. Genelde silindirik 1,20 - 1,50  metrelik mermer veya granit yekpare taştan olur diye de ekledi.  Halk arasında sadak çukuru, zekat kuyusu ve hayrat deliği dendiği de olur demeyi de ihmal etmedi.  İçine bozuk para birakmak için bir çukuru olurmuş.  Sadaka veren hava karardığında camii çıkışında sadakasını bu taşa bırakır, ihtiyaç sahibi de ne eksik, ne fazla ihtiyacı olan kadarını alırmış. Bazen gece bırakılan paralar bu tokgözlülük nedeniyle ertesi güne bile kalırmış. Mevlevi büyüğümüz eski İstanbullular bu taşlara sadaka bırakmak için evden çıkarken ceplerine özellikle bozuk para alırlardı diyor. Eskiden açılan eli boş çevirmemek bir edepti diye de ekliyor. Istanbul’daki sadaka taşlarının sayısı 200 ü bile bulmazmış. Tanzimat Dönemi’ne kadar da yaygın olarak sürmüş sadaka taşı adeti. En yaşlı olanımız hadi kalkın da bu fukaraya bir de sadaka taşı gösterelim diyor. Aman agbi gecenin bu saatinde mi diyecek oluyorum, yahu sen bizi hiç dinlemiyorsun galiba diye gürlüyor gazeteci dostum. Oğlum sadaka taşı göreceksen gece karanlığında görmelisin, sen cebinde bozuk para var mı ona bak esas diyor. Soluğu Doğancılar’daki İmrohor Camii bahçesinde bu sadaka taşının yanında alıyoruz. İlk defa gördüğüm taşa bakmayı uzatınca, mevlevi ağbimizin taşın başında fazla oyalanmayın ihtiyaç sahibi biri sizden utanır, gelemez diye uyarıyor. Usulca uzaklaşıyoruz oradan. Dün yıllar sonra gene o taşı görünce bunlar geldi aklıma. 

(*) HİCAP : Utanma, çekinme anlamında olup, fakru zaruret içinde olmayı tanımlamak için kullanılmıştır

(*) İCAP : İhtiyaç içinde olanlara el vermek, ihtiyaca cevap vermek anlamında kullanılmıştır.

 

İstanbul, 24 Aralık 2018

Oğuz Otay

Oğuz Otay

Geziyoruz; öğreniyoruz ve eğleniyoruz...

devamı

Yorum Yaz

CAPTCHA code