İSTANBUL SURLARI VE BOSTANLARI

20.10.2018

İstanbul’un surları kentin alametifarikalarındandır. Kentin etrafını çevreleyen bu surlar 21 km uzunluğundadır. Haliç surları, Marmara surları ve Kara surları olmak üzeri üç bölümden oluşur. Surların çevirdiği bu bölgeye de Suriçi veya Tarihi Yarımada denir.Yaklaşık 6 km uzunluğunda olan ve Marmara kıyısından (Yedikule) Haliç’e (Ayvansaray) kadar uzanan Kara Surları 1700 yıl önce inşaa edilmiş ve surların görece en yenisi ve en iyi durumda olan kısmıdır.

Doğu Roma İmparatorluğu tarafından çıkarılan bir yasa, surların inşa edildiği toprakları barış zamanında toprak sahiplerinin kullanımına izin verirken, savaş zamanında askeri amaçlı kullanıma terk edilmesini zorunlu kılıyordu. Bugün, surların hemen önündeki boş alanlar bostan olarak kullanılır ve zerzevat yetiştirilir. İlk bakışta boş arazilerin işgal edildiği izlenimi verse de, bu tarım biçimi az önce bahsettiğim yasaya dayanan eski bir gelenektir. Bu geleneğin Osmanlı zamanında da sürüdürüldüğünü 1875 tarihli bir haritada bu alanların bostan olarak gösterilmesinden anlıyoruz. Günümüzde ise İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı bir karar ile Yedikule Bostanları’nın bir kısmının “Kentsel Tarım Parkı” olmasına karar verildi. Her ne kadar adı kulağa hoş gelecek bir şekilde tarım parkı olsa da, Yedikule Bostanları planlara park, dinlenme alanı, yönetim merkezi, açık otoparklar, yaya meydanları, sosyal ve kültürel tesis alanları olarak işlendi. Bu da kente dair 17 asırlık bir geleneğin yok olması anlamına gelecek. Umarım öyle olmaz.

Cumartesi günü bu surları Marmara’dan Haliç’e kadar 20 km yürüyerek kat ettim. Surların yol tarafındaki bostanlarda tarım faaliyetleri sürerken, surların iç kısımlarında bazı alanlar saç levhalar ile çevrilip, iş makinaları getirilip, şantiyeler oluşturulmuş. Yer yer de beton dökülmüş. Ön yargılı olmadan, çalışmaların sonucu beklemek gerekir diye geçiyor aklımdan, sonra bu kentte yaşamanın bize kazandırdığı şüpheci yanım ortaya çıkıyor. İçimdeki şeytanın dürtmesi ile de aklıma bu kentin kültürel değerlerinin korunması konusunda maddi ve siyasi emelleri çakışan müteahhitler ile siyasilerin geçmişteki işbirlikleri, kentte yaşayan ama kentli olamayan insanların vurdum duymazlıkları geliyor. Üzülüyorum...

İstanbul, 20/10/2018

www.gezmekyetmez.com

Oğuz Otay

Oğuz Otay

Geziyoruz; öğreniyoruz ve eğleniyoruz...

devamı

Yorum Yaz

CAPTCHA code