SULTANIN ABDEST ALIRKEN ELİNE SU DÖKTÜĞÜ ŞEYH 

26.01.2019


İstanbul’un surdışı denilen tarihi yarımada dışında kalan üç semti daha vardır. Bunlar Galata, Eyüp ve Üsküdar’dır. Her üç semtin de  tarih boyunca birbirinden farklı özellikleri vardı. Galata ticaretin, zevk aleminin ve eğlencenin vucut bulduğu yer, Eyüp uhrevi özellikleri ile Osmanlı Sultanları’nın kılıç kuşandığı semt, Üsküdar ise İstanbul’un Anadolu’ya açılan kapısıdır. Üsküdar, bu özelliğinin yanında müslüman kimliğinin en güçlü ifade bulduğu semttir. Bu kimliği oluşturan bir çok camii, tekke ve türbe arasında en önemlisi Aziz Mahmut Efendi (Şeyh Hüdayi) ‘ye ait olan tekke ve camiidir.

Kendisi 16. asrın ikinci yarısında ve 17. asrın başlarında yaşamış büyük bir mütasavvıf, devrinde İstanbul’un en şöhretlerinden ve Celvetiye tarikatının en büyük şeyhlerindendir. Aynı zamanda da şair ve bestekardır. Kendini tasavvufa adaması genç yaşta gördüğü bir rüya ile olur. Rüyasında cennetlik olduğunu düşündüğü bir çok kimseyi cehennemde, cehennemlik olduğunu düşündüğü bir çok kimseyi de cennette görür. Hayrete düşer ve endişe ile Şeyh Üftade Hz.’ne intisap eder. Görevi sabah namazı için şeyhinin abdest suyunu ısıtmaktır. Birgün uyuya kalır. Şeyhinin Aziz, Aziz!!! diye seslenmesi ile yatağından fırlar. Buz gibi havada ibriğe hohlayarak şeyhine yetiştirir ve eline su dökmeye başlar. Ama su şeyhin elini haşlar. Bunun üzerine de şeyhi gördüğü keramet karşısında  “Aziz, biz sana suyu kömür ateşinde ısıt dedik, gönül ateşiyle ısıt demedik” der. Bir süre sonra da kendisine verilen icazetle İstanbul’a yollanır. 1588/1589 yıllarında tekkenin ve caminin inşaası Rüstem Paşa’nın kızı Ayşe Hatun’un desteği ile tamamlanır. Rivayet odur ki I. Ahmet’in bir rüyasını kerametle tabir etmesi kendisine büyük bir hürmet duyulmasına sebep olur. Hatta I. Ahmet’in kendisine duyduğu saygıdan abdest alırken eline ibrikle su döktüğü, valide sultanın da peşkir tuttuğuna dair anlatılan bir hikaye vardır. Bu esnada sultanın şeyhten kendisine bir keramet göstermesi ricası karşısında şeyhin cevabı “Padişah-ı cihanın elime su dökmesinden ve validelerinin peşkir tutmasından daha büyük keramet ne olsa gerek” olur. Şeyhin günümüze ulaşan 18 Arapça, 12 Türkçe yazılı eseri  4 güfte/bestesi vardır.

Oğuz Otay

Oğuz Otay

Geziyoruz; öğreniyoruz ve eğleniyoruz...

devamı

Yorum Yaz

CAPTCHA code